11 Ekim 2016 Salı


                Merhaba :)

Blog ' u açıp yazmaya fırsat bulamamanın ve yılların verdiği açık ama boş blog dan herkesi selamlıyorum. Aslında tek mesele blog kullanımını anlayamam ve anlamak için fırsat vermemem de diyebiliriz ;)

Tanıyanlar olduğu kadar tanımayanlar ,yeni tanışıcağımız arkadaşlar olucak aramızda. Benim gibi onlarda hoşgelirler inş bloğuma  :) 

Belli aralıklarla Aile ve Çocuk Alanında paylaşımlar yapalım. Bazen benim belirlediğim bazen sizin istediğiniz konular üzerinden paylaşımlara nedersiniz ?

  • Hadi bakalım kimler hangi konuları istiyor ? 
     





4 Ocak 2011 Salı

ÇOCUK VE RESİM

Çocuk resimleri, çocuğun dönemine ve yaşadığı sosyal hayatın etkisine göre değişir. Çocuk büyüdükçe çizdiği resimlerde daha net ve daha gerçekçi olur.
    1 – 4 yaş arasında çocuk oyun amaçlı boya kalemleri ile gelişigüzel karalamalar,çizgiler yaparken dört yaştan sonra yavaş yavaş kendini resimler ile ifade etmeye başlar.Önceden tek renk ayrımı yapmaksızın karalamalar yaparken bu dönemde renk ayrımı yaparak yaşadığı ortamı,kendi ruh halini ,gerçek veya hayali olarak kurduğu aileyi renkler ile ifade etmeye başlar.
    Okulumuz da ailesini en güzel en renkli kim çizicek dediğimiz zaman çocuklarımızın önüne on iki renkli boya kalemi koyarız ve aile bireylerine o anki duygu ve ruh hali ile çizimlerine bakarız. Kullandığı renkler o an anneye, babaya, kardeşine hissettiği duyguları yansıttığını, boya kalemlerine ve hangi rengi hangi ifade ile çizdiğine bakarız. Annesini ilgili, içten gören çocuk sarı, pembe renklerini kullanırken sinirli ifadesini de kırmızı renkle ifade edebilir ; annenin yüz hatlarını o anki ruh haline göre yorumlayabilir.İnat dönemine girmiş bir çocuğumuz ise mor renginin veya kırmızı renginin içinde kendini turuncuya boyuyabilir ve güler yüzlü ifade edebilir.Baba eğer ilgisiz ise siyah,kahve gibi renkler ile ifade edebilir;ilgili bir baba ise ve çocuk babadan güven alıyor ise mavi,yeşil renklerini kullanabilir.
     Çocuk için renkler önemliyken resim içinde kimleri kabullendiğini ve kabullendiği kişiler ile iletişimini resimde net ve açık görebiliriz.Kız çocuğumuz babaya düşkünse resimde babanın ellerini tutar,anneyi yakın yere çizer ; düşkün olup olmadığı iletişim eksikliği varsa arada mesafe veya sınır belirtecek cisim kullanabilir.Parçalanmış bir aile ise Anne –Babayı ayrı ayrı çizebilir veya kendi istediği ,hayal ettiği mutlu veya mutsuz aile tablosu çizebilir.
     Çocuğun kendini yansıtması ve olaylar hakkında duygu düşüncelerini resimler ile ifade etmesinde anlaşılmak istenmesinde resmin önemi büyüktür.
                                                                                                 Betül Araz PİR

YIKICI TARTIŞMALARDAN KAÇINMANIN 10 YOLU

Her çift tartışır. Bazıları açıktan açığa birbirine bağırarak tartışırken; bazıları da ilişki ve iletişim kurmayı reddeder. Yöntemleri ne olursa olsun, sonuç aynıdır - duyguların incinmesi ve düş kırıklığı. Yapıcı bir şekilde tartışmanız için bazı ipuçlarım var; eğer doğru bir şekilde uygulanırsa, gelişme ve problemlerin çözümü için bir yol olabilir.
1. Kızgınlığın kendisinin tahripkâr bir duygu olmadığını bilmek gerekir. Kızgınlıkla öfke arasında muazzam bir fark vardır. Bir kişi kızdığı zaman duygularını ifade etme ihtiyacı duyar, bir şeyleri ya da ilişkileri bozmaz - ki bu türlü bir davranış öfkedir.
2. Sinirlenmeden önce duygularınızı ifade edin. Siz veya eşiniz olaya olduğu gibi yaklaşabilirse ve güvenli bir şekilde çözmeye çalışırsa, olay tartışma noktasına gelmeyebilir. Bazen bazı şeyler sadece ifade edilmeye ihtiyaç duyar ve eğer eşiniz sizin nasıl hissettiğinizi anlarsa, birçok tartışma önlenebilir.
3. Sesinizi yükseltmeyin. Kırılmış duygularınız veya farklılıklarınızla ilgili meselelerin bir fısıltıyla çözülebilmesi oldukça şaşırtıcıdır. Birbirine bağıran eşlere sadece bir fısıltıyla iletişim kurmalarını tavsiye ederim ve böylece ilişkilerindeki kızgınlık faktörünü büyük ölçüde azaltmış olurlar.
4. İlişkinizi tehdit etmeyin ve her tartışmayı ilişkinize karşı bir tehdit olarak algılamayın. Bu tarz duygusal şantajlarla karşıdaki panik ya da kaçış moduna girer. Siz ayrılmak istediğinizi söylerken, karşınızdaki yeni bir eş bulmak için planlar yapıyor olabilir. Bunun yanı sıra karşınızdaki kişi ailesini kaybetmek fikriyle öylesine yıkılmıştır ki şiddetli bir depresyon yaşayabilir ve bu sizi sonuca götürmez.
5. Problemlerinizi biriktirmeyin. Biriktirdiğiniz takdirde, eski problemleriniz mevcut probleminizin çözümünü engelleyecektir. İlk önce mevcut meselenizin üstesinden gelin ve eğer gerçekten geçmişteki problemlerle ilgili karmaşık duygularınız varsa başka bir zaman onlarla ilgili konuşun.
6. Kızgınlığınızı bastırmayın. Eğer hissettiklerinizi uzun bir sure içinize atarsanız, bir gün bu duygularınız patlak verir ve pişman olacağınız şeyler söylersiniz ya da yaparsınız. Kızgınlık sevgiyi azaltmaz; sevdiğiniz kişilere kızmanız normaldir. Aslında sevdiğimiz kişiler bizi en çok üzenlerdir; çünkü onlar en çok sevdiğimiz kişilerdir.
7. Problemlerinizi kızmadan çözebileceğiniz yöntemler üretin. Konuşmanıza her biriniz beşer dakika boyunca duygularınızı ifade ederek başlayın; sonra yirmi dakikalık bir ara verip meseleleri düşünün ve geri gelip on dakika problemin çözümü için en iyi yolun ne olduğu hakkında müzakere edin. Ayrıca, problemin hemen çözülememesinin de normal olduğunu bilin.
8. İstismara asla müsaade edilmemelidir. İstismar sözlü saldırıyı ve kapıları çarpmak, tabakları kırmak veya dayak gibi şiddet çeşitlerini içerir. Eğer tartışmalarınız istismar düzeyine ulaşırsa, evden ayrılmanız gerekir. Şayet eşlerden biri kaba kuvvete başvurursa polis raporu tutulması ve bir terapistten randevu alınması zorunludur.
9. Her şeye reaksiyonda bulunmayın. Unutmayın ki aldırış etmemek de bir dikkattir. Eğer eşiniz sizi bir tartışmaya çekmek istiyorsa, uzak durun. Bazı insanlar hakikaten tartışmayı severler; çünkü bu durum onlara geçici bir güç duygusu ve haz verir. Bu kişilerin ilgiye olan ihtiyaçları içinde sıkışıp kalmayın.
10. Vücudunuzu dinleyin. Kızdığınız zaman vücudunuzda, kendinize, eşinize ve ilişkinize zarar verici şekilde davranmanıza sebep olabilecek bazı kimyasallar salgılanır. Duygularınızı anlamayı ve kızgınlık sürecinin sizi fiziksel ve duygusal olarak nasıl etkilediğini öğrenin.
Araştırmalar gösteriyor ki, zamanlarının %20´sinden fazlasını tartışarak geçiren çiftler büyük bir ihtimalle ilişkilerini devam ettiremiyorlar. Ümit ederim bu ipuçları tartışmalarınızı kontrol altına almanıza ve tartışmalarınızın şiddetini düşürmenize yardımcı olur. Eğer bu ipuçları size yardımcı olmazsa ve ilişkinizi korumak istiyorsanız nitelikli bir evlilik terapisti bulmalısınız.

Kaynak: Barton Goldsmith, Ph.D.den çeviren psikolog İclal Eskioğlu